İnceller haklı mı? Kara Hap ve Çekicilik
İdeolojiler ve Çalışmalar
Giriş
Yazının başlığındaki soru biraz irite edici ve örtük olarak incelleri haklı çıkarmaya çalışıyor havası veriyor ve evet, inceller haklı ama sadece bir konuda. Bu konu da yanlış kurguladıkları Black Pill’in temeli. Geri kalan konularda fikirlerini ve tutumlarını yanlış buluyorum ve umursamıyorum.
Manosphere (Erkekler Küresi) tartışmalarında sıklıkla birbirine karıştırılan iki kavram, aslında bu kürede yer alan erkekler için taban tabana zıt iki çözüm sunar: Kırmızı Hap (Red Pill) ve Kara Hap (Black Pill). Bu iki düşünce yapısı, toplumun romantizm ve iktidâr - buna bağlı olarak feminizim, erkek & kadın ilişkileri, haklar & sorumluluklar konuları - dinamiklerine dair "yanlış anlatılar" sunduğu konusunda hemfikirdir; lâkin bu "gerçeği" sindirdikten sonra çizdikleri yol haritaları birbirinden tamamen ayrılır.
Kırmızı Hap ideolojisi, özünde proaktif bir dünya görüşüdür. Toplumun aşk ve iktidâr üzerine kurduğu romantik anlatıların birer illüzyon olduğunu savunur; kırmızı hap yutulduğunda bu illüzyonun arkasındaki gerçeklik ortaya çıkar ve uyanış başlar. Kırmızı Hap, bu "uyanıştan" bir umutsuzluk değil, bir strateji çıkarır. Kırmızı Hap için dünya adaletsiz ve hiyerarşiktir; o halde yapılması gereken bu hiyerarşide yukarı - alfa olmaya doğru - tırmanmaktır. Bu noktada ideoloji, bireyi kendi çıkarını maksimize etmeye çağıran bir "kişisel gelişim" manifestosuna dönüşür. Üç ana şiarı vardır:
Para: Ekonomik özgürlük ve statü.
Kas: Fiziksel disiplin ve biyolojik üstünlük.
Oyun (Game): Sosyal dinamikleri ve psikolojiyi yönetme becerisi - pickup artists*
Kırmızı Hap için "gerçek", vazgeçilmesi gereken bir karanlık değil, fethedilmesi gereken bir sahadır (Van Valkenburgh 2021). Bu noktada erkekler aralarında kadınları nasıl baştan çıkaracakları, iş hayatında nasıl yükselecekleri, varolan hiyerarşileri nasıl anayacakları vb. konularda fikir alışverişinde bulunur. Amaç oyunda kalmaktır veya bir başka tabirle alfa olmaktır (Preston vd. 2021).
Kara Hap ise Kırmızı Hap'ın sunduğu "çabalarsan kazanırsın" iyimserliğini kökten reddeder. Bu noktada ideoloji, bir aksiyon planından ziyade bir kadercilik (fatalism) haline bürünür. Kara Hap'ın merkezinde "Cinsel Seçilim" ve "Genetik Miras" vardır (Costello 2025). Bu görüşe göre; boyunuz, yüz kemik yapınız veya saç çizginiz gibi değiştirilemez fiziksel özellikleriniz, sosyal değerinizi daha siz ağzınızı açmadan belirlemiştir. Dolayısıyla spor yapmak, para kazanmak veya "oyunu" öğrenmek, Kara Hap jargonundaki tabiriyle sadece birer "cope" (savunma mekanizması) niteliğindedir. Sonuç ise kaçınılmaz bir vazgeçiştir, mücadele etmemektir, topluma sırtını dönmektir, sosyal hayattan soyutlanmaktır. Bu noktada Kara Hap, Kırmızı Hap’ın çağrısının karşısında durmaktır. İncel topluluklarında sıkça görülen, toplumdan izole olma ve "kaybetmişliği" kabullenme hali bununla ilişkilidir. Zaten bu nedenle istemsiz bekarlardır. Bunu istememişlerdir ama el (genetik) öyle gelmiştir. Bunu incellerin konuşmalarından da anlayabilirsiniz: “çirkinim, tercih edilmiyorum”, “şöyleyim böyleyim tercih edilmiyorum, dışlanıyorum, yok sayılıyorum”.
Peki ama Kara Hap neye dayanıyor? Bu fikirlere neden sahipler? Kara Hap'ın bu kadar hızlı yayılmasının ve bazı çevrelerce "ikna edici" bulunmasının arkasında, aslında göz ardı edilemeyecek bir ampirik veri seti yatmaktadır (Lindsay 2022). 2015-2020 yılları arasında sosyal psikoloji ve davranışsal ekonomi alanında yapılan çalışmalar çekici bireylerin işe alımlardan hukuki süreçlere, sosyal kabulden romantik tercihlere kadar her alanda avantaja sahip olduğunu bilimsel olarak doğrulamaktadır. Kara Hap'ın "haklılığı", gözlemlenen bu gerçekliği (fiziksel çekiciliğin sosyal sermaye olduğu gerçeğini) alıp, onu mutlak ve değiştirilemez bir hapishaneye dönüştürmesinden gelir.
Özetle Kırmızı Hap "Oyunun kurallarını öğren ve kazan," derken; Kara Hap, "Kartlar daha dağıtılmadan hileliydi, masadan kalk," der. Biri sistemin içinde bir kurtuluş ararken, diğeri sistemin dışına itilmişliği bir kimlik haline getirir.
Peki, bu çalışmalar nelerdir?
Hukuk
Çalışmaları kısaca özetlerken her alana değinme şansım yok ve değindiğim alanlardaki bütün çalışmaları sıralama lüksüm yok çünkü bu yazı için okuduğum bütün çalışmaları (75+) dahil etmeye kalkarsam gereğinden fazla uzar. Bu nedenle belirli alanları seçeceğim ve o alanlarda yapılmış en iyi çalışmaları sunmaya çalışacağım. Benim gözümde en çarpıcı bulgulardan biri insanların failleri nasıl yargıladığıdır.
Beaver vd. (2019) tarafından yapılan bu çalışmada çekiciliğin sadece mahkeme aşamasında değil, tutuklanmadan mahkumiyete kadar geniş bir yelpazede nasıl bir rol oynadığını boylamsal (longitudinal) verilerle incelenmiştir. Çalışma, 1990'ların ortasından 2008'e kadar takip edilen yaklaşık 20.000 Amerikalı genci kapsayan National Longitudinal Study of Adolescent to Adult Health (Add Health) verilerini kullanmıştır. Çekicilik puanları, dört farklı zaman diliminde görüşmeciler tarafından verilen puanların ortalamasıyla belirlenmiştir. Bulgular, daha çekici kişilerin tutuklanma ve mahkum edilme olasılıklarının daha düşük olduğunu göstermiştir; lâkin hapis cezası veya denetimli serbestlik (probation) kararları ile çekicilik arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Bu durum özellikle kadınlar için belirleyicidir: Daha çekici bulunan kadınların tutuklanma ve mahkumiyet ihtimali daha düşüktür.
Waterbury (2024) yaptığı çalışmada odağı sanıklardan avukatlara çevirerek, fiziksel çekiciliğin yargıçların kararlarını "irrasyonel" bir şekilde etkileyip etkilemediğini test etmiştir. 2017-2019 yılları arasında ABD Temyiz Mahkemeleri'nde sözlü savunma yapan avukatların fotoğraflarını ve mahkeme videolarını kullanmıştır. Bu materyaller hem insanlar tarafından oylanmış hem de bir yapay zeka algoritması tarafından değerlendirilmiştir. Veri seti üzerinden yapılan analizlerde, daha çekici bulunan avukatların hem bireysel yargıç oylarını hem de davayı kazanma olasılıklarının istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu bulunmuştur. Bu avantaj; avukatın deneyimi, ideolojisi veya mezun olduğu okul gibi geleneksel başarı kriterleri hesaba katıldığında bile korunmuştur. Çekicilik puanındaki her bir birimlik artışın, bir yargıcın oyunu alma olasılığını yaklaşık 1.11 kat, davayı kazanma olasılığını ise 1.13 kat artırdığı hesaplanmıştır. Araştırmacı, bu durumun "adalet kördür" ilkesine aykırı olduğunu ve yargı sistemindeki eşitlik konusunda normatif kaygılar doğurduğunu belirtmektedir.
Downs ve Lyons (1991) gerçek yargıçların gerçek sanıklar hakkında verdiği kararları doğrudan gözlemleyerek "ekolojik geçerliliği" yüksek sonuçlar elde etmeyi amaçlamıştır. Teksas Körfez Kıyısı'ndaki çeşitli topluluklarda 18 aylık bir dönemde tutuklanan 915 kadın ve 1.320 erkek sanığı kapsamıştır. Sanıkların çekicilik seviyeleri, çalışmanın amacından haberdar olmayan polis memurları tarafından 1 (en düşük) ile 5 (en yüksek) arasındaki bir ölçekte oylanmıştır. Çalışmanın en önemli özelliklerinden biri, sanıkların yargıç karşısına çıkmadan önce dış görünüşlerini iyileştirme veya değiştirme fırsatlarının olmamasıdır. Bu durum, avukatların müvekkillerini daha çekici gösterme çabalarının etkisini devre dışı bırakmıştır. Araştırma, sanık çekiciliğinin yargıçların belirlediği kefalet ve para cezası miktarları üzerinde sadece kabahat (misdemeanor) suçlarında etkili olduğunu ortaya koymuştur. Çekicilik arttıkça, verilen para cezası veya kefalet miktarı anlamlı şekilde azalmıştır; fakat cinayet veya ağır yaralama gibi felony (ağır suç) kapsamında değerlendirilen davalarda, sanığın çekiciliği ile belirlenen kefalet miktarı arasında hiçbir istatistiksel ilişki bulunamamıştır. Bu tür ağır suçlarda temel belirleyici faktör suçun kendisi olmuştur.
Doğumda Başlayan Hiyerarşi
Kara Hap savunucularının en temel argümanı, "oyunun" biz daha kartları elimize almadan çok önce bittiğidir. Sosyal psikoloji alanında yapılan birkaç çalışma bu olguyu destekliyor gibi görünmektedir.
Bebekler, çekici yüzlere daha uzun süre bakarlar. Örneğin, Samuels ve Ewy (1985) tarafından yapılan çalışmada yaşları 3 ile 6 ay arasında değişen bebeklerin, yetişkinler tarafından "çekici" olarak puanlanan yüzlere, daha az çekici bulunan yüzlere kıyasla anlamlı derecede daha uzun süre baktığını gözlemlenmiştir. Langlois vd (1987) ise iki ayrı deneyle 2-3 aylık ve 6-8 aylık bebekleri incelemiştir. Her iki yaş grubunun da zıt çekicilik seviyelerine sahip yüzler (çekiciye karşı çekici olmayan) yan yana sunulduğunda çekici yüzleri tercih ettiğini kanıtlamıştır. Fakat, benzer çekicilikteki yüzler eşleştirildiğinde (çekiciye karşı çekici gibi), sadece 6-8 aylık büyük bebeklerin çekici olanlara daha uzun süre baktığı görülmüştür. Langlois vd. (1991) bebeklerin çekicilik tercihinin sadece Beyaz kadın yüzleriyle sınırlı olmadığını; Beyaz erkek, Siyah kadın ve hatta bebek yüzlerini de kapsadığını göstermiştir. Bebeklerin farklı ırk, cinsiyet ve yaş gruplarındaki çekici yüzleri ayırt edebilmesi, güzellik algısının evrensel yapısal özelliklere dayandığı hipotezini desteklemektedir. Ayrıca, bebeklerin kendi annelerinin çekicilik seviyesinin bu tercihler üzerinde herhangi bir etkisi olmadığı saptanmıştır.
Van Duuren vd. (2003) tarafından 5 ile 15 ay arasındaki bebeklerle yapılan bu araştırma, bebeklerin diğer bebek yüzlerine bakarken de çekicilik etkisini sürdürdüğünü doğrulamıştır. Deneyler sonucunda, bebeklerin yetişkin benzeri morfolojiye sahip (cinsel olgunluk sinyalleri taşıyan) bebek yüzlerini, "sevimlilik" (bakım verme içgüdüsünü tetikleyen) özelliklerine sahip yüzlere tercih ettiği öne sürülmüştür. Önemli bir teknik bulgu olarak, bu tercih etkisinin yüzler ters çevrildiğinde (inversion effect) ortadan kalktığı, bunun da çekicilik algısının tekil özelliklerden ziyade yüzdeki yapısal bütünlüğün işlenmesine dayandığını göstermiştir.
Quinn vd. (2008) ise bebeklerdeki çekicilik tercihinin sadece kendi türlerine (insanlara) özgü olmadığını, evcil ve vahşi kedi (kaplan) yüzlerini de kapsadığını ortaya koyarak literatürü genişletmiştir. 3-4 aylık bebeklerin dik duran çekici hayvan yüzlerini tercih ettiği, ancak yüzler ters çevrildiğinde bu tercihin kaybolduğu gözlemlenmiştir. Bu bulgular, bebeklerdeki estetik tercihin spesifik bir eş seçimi adaptasyonundan ziyade, memeli yüzleri arasındaki genel bilgi işleme mekanizmalarının bir yan ürünü olabileceğini düşündürmektedir. Buraya kadar her şey kabul edilebilir görülebilir ama bundan sonraki tartışma biraz moral bozucudur.
Langlois vd. (1995) yaptıkları bu boylamsal çalışmada, bir bebeğin fiziksel çekiciliğinin annesinin ona karşı davranışlarını ve tutumlarını etkileyip etkilemediğini araştırmıştır. Araştırmacılar, 173 yeni anne ve bebeklerini (doğumdan sonraki ilk günlerde ve bebekler 3 aylıkken) hastane ve ev ortamında gözlemlemiştir. Bebeklerin çekicilik düzeyleri, bağımsız gözlemciler tarafından verilen puanlarla belirlenmiştir. Araştırma sonuçları, bebekleri daha çekici bulunan annelerin, bebeklerine karşı daha fazla sevgi gösterdiğini, onlarla daha çok oyun oynadığını ve daha fazla sosyal etkileşimde bulunduğunu göstermiştir. Öte yandan, bebekleri daha az çekici bulunan annelerin, bebeklerine karşı "bakım odaklı" (besleme, alt değiştirme gibi rutin işler) davrandıkları; lâkin çocukla duygusal ve sosyal etkileşime girmekten ziyade diğer insanlara veya işlere daha fazla odaklandıkları görülmüştür. Çekicilik puanı düşük olan bebeklerin anneleri, bebeklerinin yaşamlarını kısıtladığına dair daha fazla olumsuz tutum sergilemişlerdir. Bu durum, "çekicilik stereotipinin" (güzel olan iyidir algısının) ebeveyn-çocuk bağının en erken evrelerinde bile işleyebileceğini ortaya koymuştur.
İş Dünyası ve "Güzellik Primi"
Bu konudaki çalışmalar, basitçe, fiziksel çekiciliğin iş hayatı, akademik kariyer ve girişimcilik gibi farklı alanlardaki ekonomik sonuçlarını hem deneysel hem de gözlemsel verilerle incelemektedir.
İlk örneğimize akademiden başlayalım. Hale vd. (2023) ABD'deki prestijli ekonomi doktora programlarından mezun olan 752 kişinin kariyerlerini incelemiştir. Ekonomistlerin vesikalık fotoğrafları, ekonomiyle ilgisi olmayan 241 üniversite öğrencisi tarafından 1 ile 10 arası bir ölçekte puanlanmıştır. Her fotoğraf en az 20 farklı kişi tarafından değerlendirilmiş ve bireysel zevk sapmalarını engellemek için bu puanlar standardize edilmiştir. Sonuçlar ise şaşırtıcıdır. Daha çekici bulunan ekonomistlerin kariyer başında daha iyi okullara yerleştiği ve daha fazla atıf aldığı görülmüştür. "Güzellik primi"nin kariyer boyunca azalmaması, bu durumun sadece bir yetenek sinyali değil, işverenlerin çekici insanlarla çalışma isteğinden (ayrımcılık) kaynaklandığını düşündürmektedir.
Mehic (2022) İsveç’teki mühendislik öğrencileri üzerinde yaptığı bu çalışmada öğrencilerin çekiciliğinin akademik başarıya (notlara) etkisini yüz yüze ve uzaktan eğitim dönemlerinde karşılaştırmıştır. Yüz yüze eğitim döneminde hem erkek hem de kadınlarda çekici öğrenciler, özellikle öğretmen-öğrenci etkileşiminin yoğun olduğu sayısal olmayan derslerde daha yüksek notlar almışlardır. Eğitim online platformlara taşındığında, çekici kadın öğrencilerin notlarında bir düşüş gözlemlenmiştir; fakat çekici erkek öğrenciler bu “güzellik primini” korumaya devam etmiştir. Sonuç olarak, kadınlar için güzellik avantajı büyük oranda öğretmenlerin ayrımcılığından (pozitif önyargı) kaynaklanırken; erkekler için bu durum özgüven gibi üretken kişilik özellikleriyle ilişkili görünmektedir.
Brooks vd. (2014) ise girişimcileri incelemiştir. Yatırımcıların, girişimci sunumlarına (pitch) verdikleri tepkileri saha çalışmaları ve deneylerle incelemiştir. Gerçek bir girişimcilik yarışmasındaki videolar kullanılmış ve 20 yetişkin puanlayıcı, girişimcileri 1-7 arası bir ölçekte değerlendirmiştir. Sonuç olarak yatırımcılar daha çekici puanlanan erkek girişimcileri kadınlara ve daha az çekici puanlanan erkeklere göre anlamlı oranda daha fazla tercih etmektedir.
Nault vd. (2020) yıllar içinde yapılmış yüzlerce çalışmayı bir araya getiren kapsamlı bir literatür taramasıdır. Bu alanla ilgili bize şunları söyler:
Yıllardır yapılan çalışmalardaki en yaygın yöntemin, katılımcıları tanımayan bağımsız gözlemcilerin (strangers) fotoğraflar veya videolar üzerinden yaptığı sübjektif puanlamalar olduğu belirtilir. Bazı çalışmalarda mülakatçıların (interviewer) verdiği anlık puanlar da veri olarak kabul edilir. Çok çekici bireyler, ortalamaya göre %20 daha fazla kazanmakta ve daha sık terfi almaktadır. Araştırmacılar, karar vericilerin "güzel olan iyidir" önyargısıyla çekici insanları daha yetkin (competent) sandıklarını (istatistiksel ayrımcılık) vurgular. Ayrıca, çekici bireylerin sosyal sermaye (sosyallik, popülerlik vb.) açısından belirgin bir avantaja sahip olduğu vurgulanmaktadır.
Kukkonen vd. (2024), çekiciliğin iş hayatındaki getirisinin erkek ve kadınlar için farklılaşıp farklılaşmadığını sorgular. Literatürdeki farklı puanlama tekniklerini (fotoğraf puanlama, mülakatçı değerlendirmesi ve öz-değerlendirme) karşılaştırmalı olarak ele alır. Dış gözlemci puanlarının, iş başarısını öngörmede kişinin kendi kendine verdiği puandan çok daha güçlü olduğu sonucuna varır. Çekicilik her iki cinsiyet için avantajdır ancak erkekler için daha tutarlıdır. Kadınlarda çekicilik bazen "ciddiyetsizlik" veya "yetersizlik" önyargısına (beauty is beastly) yol açarak dezavantaja dönüşebilmektedir.

Fiziksel Çekicilik ve Kişilik
Fiziksel çekicilik sadece kariyer sahasında değil ikili ilişkilere de güçlü ölçüde yansır. Çekiciliğin/Güzelliğin etkisi kişilik analizlerinin ötesine geçerek, bireyin en temel insani niteliği olan ahlaki karakter algısını da manipüle etmektedir. “Güzellik özüne iner" (Beauty goes down to the core) yaklaşımıyla yapılan çalışmalar, insanların yüz güzelliğini doğrudan bir ahlaki dürüstlük göstergesi olarak kodladığını ortaya koymaktadır. Örneğin, Klebl vd. (2022) tarafından yapılan bu çalışma yüz güzelliğinin ahlaki karakter algısı üzerindeki seçici etkisini incelemiştir. Katılımcılar, çekici insanlara dürüstlük ve güvenilirlik gibi ahlaki özellikleri, mizah veya düzenlilik gibi ahlaki olmayan olumlu özelliklere kıyasla çok daha güçlü bir şekilde atfetmişlerdir. Peki neden? İnsanlar, sosyal etkileşimlerde hayati önem taşıyan ahlaki karakteri hızla değerlendirme eğilimindedir. Bu motivasyon, bilgi eksikliğinde "güzellik" ipucuna aşırı güvenilmesine neden olur. Güzellik sadece genel bir "halo etkisi" (hale etkisi) yaratmakla kalmaz, özellikle kişinin ahlaki özüne dair algıyı çarpıtır.
Bu bulgu belki de o kadar şaşırtıcı değildir ama insanlar çekici insanları daha iyi algılamaya çalıştığı için bizi bir başka sonuca götürür. Lorenzo vd. (2010) “güzel olan iyidir" klişesinin ötesine geçerek, çekici insanların sadece daha olumlu değil, aynı zamanda daha doğru (isabetli) algılanıp algılanmadığını araştırmıştır. Bunu araştırmak için daha önce birbirini tanımayan katılımcılar 3 dakikalık kısa görüşmeler yapmış ve birbirlerinin kişiliklerini değerlendirmiştir. Çekici bireyler, genel olarak arzulanan kişilik özelliklerine sahipmiş gibi görülmüş (normatif doğruluk); lâkin daha da önemlisi, çekici insanların gerçek ve özgün kişilik özellikleri (ayırt edici doğruluk) diğer katılımcılar tarafından daha doğru bir şekilde analiz edilmiştir. Yani güzellik, bireyin hem daha olumlu bir ışık altında görülmesine hem de karakterinin derinliklerine dair daha isabetli analizler yapılmasına olanak tanıyan bir motivasyon kaynağına dönüşmektedir çünkü insanlar çekici kabul ettikleri kişilere daha dikkatli yaklaşarak onların kişiliklerini daha iyi tahlil etmeye heveslidir.
Sonuç: Fiziksel Çekicilik Yok Sayılabilir mi?
Yukarıdaki veriler, Kara Hap savunucularının haksız olmadığını; aksine, dünyanın fiziksel çekicilik ekseninde dönen acımasız bir hiyerarşiye sahip olduğunu bilimsel bir netlikle ortaya koyuyor. Zaen Kara Hap ideolojisinin ilk faydalandığı kaynaklar bu çalışmalardır. Doğumdan mahkeme salonlarına, iş görüşmelerinden annelerin şefkatine kadar "güzellik primi" hayatın her yerinde çekiciliğin bir avantaj olduğu görülmektedir.
Fakat Kara Hap’ın (ve dolayısıyla incel ideolojisinin) düştüğü temel bir hata var: Betimsel (descriptive) olanı, normatif (normative) bir kadere dönüştürmek.
Öncelikle, Kara Hap savunucularının düştüğü en büyük metodolojik hata, bilimsel verileri birer “doğa kanunu” gibi okumaktır. Oysa yukarıda zikredilen çalışmalar, toplumsal birer eğilimi ve olasılığı ifade eder; bireysel bir zorunluluğu değil. İstatistiksel olarak çekiciliğin bir avantaj sağladığı doğrudur ama bu etkinin katsayısı hiçbir zaman 1.0 (tam korelasyon) değildir. Yani fiziksel çekicilik, hayat başarısının veya sosyal kabulün tek bağımsız değişkeni (independent variable) değildir. Literatürdeki etki büyüklükleri bize şunu söyler: Güzellik bir “çarpan”dır ama denklemin tamamı değildir. İncellerin bu çalışmaları birer determinizm belgesi olarak sunması tamamen yanlıştır.
Ek olarak, incellerin sunduğu “genetik determinizm”, belirli ampirik verileri kanıt olarak sunarken, insanın bu veriler karşısındaki fail olma (agency) kapasitesini yok sayar. Kara Hap’ın haklılığı, belkli de varolan dezavantajı tespit etmesidir; yanlışı ise o dezavantajın aşılamaz olduğunu iddia ederek kişiyi bir “mağduriyet kimliğine” hapsetmesidir. Evet, kartlar dağıtılırken bazılarına "aslar" gelirken bazılarına "boş kağıtlar" düşebilir. Bu, oyunun adaletsizliğidir. Fakat Kara Hap savunucuları, masadan kalkmanın tek onurlu yol olduğunu savunurken aslında kendi kendilerini gerçekleştiren bir kehanete mahkûm ederler. Sosyal hayattan izole olmak, mücadeleyi bırakmak ve "çirkinliğini" bir zırh gibi kuşanmak; biyolojik dezavantajı, psikolojik bir yıkımla taçlandırmaktır. Bu çalışmaları birer determinizm belgesi olarak kabul etmek, aslında psikolojik bir savunma mekanizmasıdır çünkü eğer başarısızlık “genetik bir yazgıysa”, kişinin kendi gelişimi için çaba sarf etme sorumluluğu da ortadan kalkar. “Kartlar zaten hileli” demek, masadan kalkmak için konforlu bir bahane sunar. Sorunlar da dışsallaştırıldığı için kişiye harika bir kaçış sunar, sorumluluğunu ortadan kaldırır. Kişi artık sorunlarını başka yerlerde arar, örneğin kadınlarda, feminizmde, erkeklerde vb.
İnceller ancak bu karamsar ruh halinden çıktıktan ve sorunlarını dışsallaştırmayı kestikten sonra sonra tespit ettikleri sorunlara çözümler arayabilirler. Peki bu çözümler nelerdir?
Benim incellerle konuştuğumda tespit ettiğim ilk sorun sahip oldukları mental rahatsızlıklar oldu - otizm, ADHD, depresyon vb. (Tirkkonen ve Vespermann 2023) ve bu mental sorunlar için yeterince yardım aradıklarını düşünmüyorum. Aksine, sahip oldukları sorunlara çözüm aramak yerine bunu hatalı şekilde dışsallaştırıyorlar (bkz. kadın düşmanlığı). Mental sağlıklarına gerekli özeni ve ilgiyi gösterdikten sonra fiziksel olarak kendilerine gösterecekleri minimum özenin onları ileri taşıyacağını düşünüyorum. Daha da ilerisinin, yani en radikalinin, estetik ameliyat olduğunu düşünüyorum. Örneğin Zara Stone, Killer Looks kitabında estetik ameliyat olan suçluların estetik ameliyat sonucu yaşadıkları pozitif dönüşümü (kendilerini sevme, pozitif iyi oluş, toplum tarafından kabul görme, iş bulma, entegrasyon) inceliyor. En dezavantajlı olan bir toplumda yani suçlularda gayet işe yarayan bir yöntem. Evde sızlanmak yerine, neden ameliyat olmasınlar?
Kaldı ki tanıştığım incellerin gerçekten çok çirkin insanlar olduğunu görmedim.
KAYNAKÇA
Ahola, Angela S., Sven Å. Christianson, ve Å. Hellström. 2009. “Justice Needs a Blindfold: Effects of Gender and Attractiveness on Prison Sentences and Attributions of Personal Characteristics in a Judicial Process”. Psychiatry, Psychology and Law 16 (sup1): S90-100. https://doi.org/10.1080/13218710802242011.
Batres, Carlota, ve Victor Shiramizu. 2023. “Examining the ‘Attractiveness Halo Effect’ across Cultures”. Current Psychology 42 (29): 25515-19. https://doi.org/10.1007/s12144-022-03575-0.
Beaver, Kevin M., Cashen Boccio, Sven Smith, ve Chris J. Ferguson. 2019. “Physical attractiveness and criminal justice processing: results from a longitudinal sample of youth and young adults”. Psychiatry, Psychology and Law 26 (4): 669-81. https://doi.org/10.1080/13218719.2019.1618750.
Brooks, Alison Wood, Laura Huang, Sarah Wood Kearney, ve Fiona E. Murray. 2014. “Investors prefer entrepreneurial ventures pitched by attractive men”. Proceedings of the National Academy of Sciences 111 (12): 4427-31. https://doi.org/10.1073/pnas.1321202111.
Costello, William. 2025. “Incels (Involuntary Celibates): Diagnosing the Effects of the Black Pill”. İçinde Sexual Crime and the Internet, editör Craig A. Harper, Rebecca Lievesley, Helen Swaby, vd. Springer Nature Switzerland. https://doi.org/10.1007/978-3-031-95844-1_6.
Datta Gupta, Nabanita, Nancy L. Etcoff, ve Mads M. Jaeger. 2016. “Beauty in Mind: The Effects of Physical Attractiveness on Psychological Well-Being and Distress”. Journal of Happiness Studies 17 (3): 1313-25. https://doi.org/10.1007/s10902-015-9644-6.
Downs, A. Chris, ve Phillip M. Lyons. 1991. “Natural Observations of the Links between Attractiveness and Initial Legal Judgments”. Personality and Social Psychology Bulletin 17 (5): 541-47. https://doi.org/10.1177/0146167291175009.
Hale, Galina, Tali Regev, ve Yona Rubinstein. 2023. “Do looks matter for an academic career in economics?” Journal of Economic Behavior & Organization 215 (Kasım): 406-20. https://doi.org/10.1016/j.jebo.2023.09.022.
Halim, May Ling D., Lyric N. Russo, Kaelyn N. Echave, Sachiko Tawa, Dylan J. Sakamoto, ve Miguel A. Portillo. 2024. “‘She’s so Pretty’: The Development of Valuing Personal Attractiveness among Young Children”. Child Development 95 (5): 1659-75. https://doi.org/10.1111/cdev.14104.
Hamermesh, Daniel, ve Anwen Zhang. 2024. The Economic Impact of Heritable Physical Traits: Hot Parents, Rich Kid? Sy. W32086. National Bureau of Economic Research. https://doi.org/10.3386/w32086.
Klebl, Christoph, Yin Luo, ve Brock Bastian. 2022. “Beyond Aesthetic Judgment: Beauty Increases Moral Standing Through Perceptions of Purity”. Personality and Social Psychology Bulletin 48 (6): 954-67. https://doi.org/10.1177/01461672211023648.
Klebl, Christoph, Joshua J. Rhee, Katharine H. Greenaway, Yin Luo, ve Brock Bastian. 2022. “Beauty Goes Down to the Core: Attractiveness Biases Moral Character Attributions”. Journal of Nonverbal Behavior 46 (1): 83-97. https://doi.org/10.1007/s10919-021-00388-w.
Kukkonen, Iida, Tero Pajunen, Outi Sarpila, ve Erica Åberg. 2024. “Is Beauty-Based Inequality Gendered? A Systematic Review of Gender Differences in Socioeconomic Outcomes of Physical Attractiveness in Labor Markets”. European Societies 26 (1): 117-48. https://doi.org/10.1080/14616696.2023.2210202.
Langlois, Judith H., Jean M. Ritter, Lori A. Roggman, ve Lesley S. Vaughn. 1991. “Facial Diversity and Infant Preferences for Attractive Faces.” Developmental Psychology 27 (1): 79-84. https://doi.org/10.1037/0012-1649.27.1.79.
Langlois, Judith H., Lori A. Roggman, Rita J. Casey, Jean M. Ritter, Loretta A. Rieser-Danner, ve Vivian Y. Jenkins. 1987. “Infant Preferences for Attractive Faces: Rudiments of a Stereotype?” Developmental Psychology 23 (3): 363-69. https://doi.org/10.1037/0012-1649.23.3.363.
Langlois, Ritter, Casey, ve Sawin. 1995. “Infant attractiveness predicts maternal behaviors and attitudes.” Developmental Psychology, çevrimiçi erken görünüm. https://doi.org/10.1037/0012-1649.31.3.464.
Lindsay, Angus. 2022. “Swallowing the Black Pill: Involuntary Celibates’ (Incels) Anti Feminism within Digital Society”. International Journal for Crime, Justice and Social Democracy 11 (1): 210-24. https://doi.org/10.5204/ijcjsd.2138.
Lindsay, Sadé L., Dana L. Haynie, ve Story Edison. 2025. “An Attractive Target: Do Perceptions of Physical Attractiveness Shape Victimization Risks in Women’s Prisons?” Victims & Offenders 20 (2): 276-98. https://doi.org/10.1080/15564886.2024.2356828.
Lorenzo, Genevieve L., Jeremy C. Biesanz, ve Lauren J. Human. 2010. “What Is Beautiful Is Good and More Accurately Understood”. Psychological Science 21 (12): 1777-82. https://doi.org/10.1177/0956797610388048.
Mehic, Adrian. 2022. “Student beauty and grades under in-person and remote teaching”. Economics Letters 219 (Ekim): 110782. https://doi.org/10.1016/j.econlet.2022.110782.
Mocan, Naci, ve Erdal Tekin. 2006. Ugly Criminals. Sy. W12019. National Bureau of Economic Research. https://doi.org/10.3386/w12019.
Nault, Kelly A., Marko Pitesa, ve Stefan Thau. 2020. “The Attractiveness Advantage At Work: A Cross-Disciplinary Integrative Review”. Academy of Management Annals 14 (2): 1103-39. https://doi.org/10.5465/annals.2018.0134.
Preston, Kayla, Michael Halpin, ve Finlay Maguire. 2021. “The Black Pill: New Technology and the Male Supremacy of Involuntarily Celibate Men”. Men and Masculinities 24 (5): 823-41. https://doi.org/10.1177/1097184X211017954.
Quinn, Paul C., David J. Kelly, Kang Lee, Olivier Pascalis, ve Alan M. Slater. 2008. “Preference for Attractive Faces in Human Infants Extends beyond Conspecifics”. Developmental Science 11 (1): 76-83. https://doi.org/10.1111/j.1467-7687.2007.00647.x.
Samuels, Curtis A., ve Richard Ewy. 1985. “Aesthetic Perception of Faces during Infancy*”. British Journal of Developmental Psychology 3 (3): 221-28. https://doi.org/10.1111/j.2044-835X.1985.tb00975.x.
Tirkkonen, Sanna K., ve Daniel Vespermann. 2023. “Incels, autism, and hopelessness: affective incorporation of online interaction as a challenge for phenomenological psychopathology”. Frontiers in Psychology 14 (Aralık): 1235929. https://doi.org/10.3389/fpsyg.2023.1235929.
Van Duuren, Mike, Linda Kendell-Scott, ve Natalie Stark. 2003. “Early Aesthetic Choices: Infant Preferences for Attractive Premature Infant Faces”. International Journal of Behavioral Development 27 (3): 212-19. https://doi.org/10.1080/01650250244000218.
Van Valkenburgh, Shawn P. 2021. “Digesting the Red Pill: Masculinity and Neoliberalism in the Manosphere”. Men and Masculinities 24 (1): 84-103. https://doi.org/10.1177/1097184X18816118.
Waterbury, Nicholas W. 2024. “Justice Isn’t Blind: Attorney Attractiveness and Success in US Federal Court”. Journal of Law and Courts 12 (2): 413-34. https://doi.org/10.1017/jlc.2024.2.





Çok güzel yazı, red pill ile black pill arasında kalsam blacki seçerdim, red pill tam faso fiso. Ama iyi açıklamışsın tam korelasyon olmadığını fln filan.